Filters
Close

SİHİRLİ BALIK

EVET,YANLIŞ OKUMADINIZ!

SİHİRLİ BALIKLARIN YUMURTADAN YAVRULUĞA,YAVUURLUKTAN ERİŞKİNLİĞE KADAR OLAN TÜM BİYOLOJİK GELİŞİMLERİNİ GÖZLEMLEYEBİLİRSİNİZ!

Sihirli balık killifish türü balıkların yetiştirme kitidir.

Killifish yumurtasının üzerine su ekledikten 1 ile 48 saat sonra yavrularınızın yumurtadan çıkışlarını gözlemleyebilir ve 2 senelik yaşam döngülerine baştan sonra şahit olabilirsiniz.

Peki Yumurtadan Canlı Balık Nasıl Çıkacak?

-Set içerisinde bir adet doğurtma kabı bulunmaktadır.Doğurtma kabına size gönderilen yumurtaları koyduktan sonra oda sıcaklığında suyu doğurtma kabına ekleyiniz. Bu aşamada lütfen içme suyu kullanınız.

-Haricen bir ışık kaynağı tedarik ediyoruz.(Masa lambası,El feneri,lamba gibi)

-Bu ışık kaynağını doğurtma kabına 30-40 cm.uzaklıktan yerleştiriyoruz.

-Bu sırada set içerisinde gönderilen büyüteç ile yumurtanın gelişimini ve yavruların nasıl yumurtadan çıktığının ilk aşamalarını daha net olarak gözlemleyebilirsiniz.

-1 ile 48 saat içinde canlı yavruların yumurtadan çıkması gerekmektedir.

Sihirli Balık Yumurtadan Çıktıktan Sonra Ne Yapmalıyım?

-Set içinde bir adet büyük fanus bulunmaktadır.

-Fanusa set içinde bulunan renkli taşları yıkayıp ekliyoruz.

-Daha sonra büyük fanusa oda sıcaklığında içme suyu ekliyoruz.

-Daha sonra yine set içinde bulunan pastör pipeti yardımı ile doğurtma kabı içinde bulunan yumurtadan çıkan yavruları nazik bir şekilde büyük fanusa aktarıyoruz.

-Işık kaynağını yine 30-40 cm. uzaklıktan fanusa doğru yerleştirin.

-Yine sihirli balık seti içinde bulunan kürdanın ucunu ıslatın ve yine set içinde bulunan sihirli balık yeminin içerisine batırarak fanusun içine koyun.Aşırı yemleme yapmaktan kaçının.

Dikkat Edilmesi Gerekenler:

-Işık kaynağı tasarruflu lamba olmayacağı gibi çok kuvvetli bir lamba da olmamalıdır..Bir masa lambası en idealidir.

- Set içinde bulunan renkli taşları fanusa yıkayıp koyar isek fanustaki görüntü daha net olacaktır.

-Haftada bir %50 su değişimi yapmanız önerilir.

-Suyunuz bulanıklaşıyor ise aşırı yemleme yapıyorsunuz demektir.Aşırı yemlemeden kesinlikle kaçının.

-Fanusta kalan ve yenmeyen yemler pastör pipeti yardımı ile temizlenmelidir.

-Balıklar 4-6 hafta arasında erginliğe ulaşır ve normal balık yemini yiyebilir duruma gelebilir.

-Yetişkinliğe ulaşanan balıklarınıza protein ağırlıklı bir diyet uygulanması tavsiye edilir.

-Balıklar yetişkinliğe ulaştığında normal bir akvaryuma alınabilir.

Set İçeriğinde Neler Var?

- 1 Adet Şık Yetiştirme Kabı.

-1 Adet Yumurta Çıkartma Kabı.

-1 Adet Büyüteç.

-1 Adet Pastör Pipeti.

-1 Paket Renkli Taş Karışımı.

-1 Paket Canlı Yem.

-1 Paket Toz Yem.

-2 Adet Kürdan.

-15 Adet Dişi - Erkek Sihirli Balık Su Canlısı Yumurtası.

- Kullanım Kılavuzu.

Buraya kadar basitçe anlatmaya çalıştık fakat anlatırken bu balık türünün adından tutun da doğurtma ve yetiştirme aşamasında bazı yabancı terimler kullandık.Şimdi bu terimleri açıklayalım.

Killifish Balık Nedir?

Killifish su birikintisi balığı anlamına gelmektedir.18. yüzyılda Hollandalı bilimciler tarafından keşfedilmiştir.Killi kelimesi Hollanda dilinde su birikintisi anlamına gelmektedir.Yanına ingilizce fish kelimesi de klenerek adına Killifish denilmiştir.Aslında Türkçe karşılığı net olmayan bu kelimeye Türkçe bir isim bulmak gerekirse Dişlisazancık denilebilir.Fakat bildiğimiz sazan balığı ile hiç bir alakaları yoktur.

Killifish Nasıl Bir Balık Türüdür?

Genellikle küçük yapılı balıklardır.Bu balıklara yıllık balıklara denilmektedir.Bunun nedeni doğal ortamlarında yaşam süreleri genellikle 1 yıl civarında olmasıdır.Fakat ev ortamında iyi şartlarda bakıldığı zaman yaşam ömürleri 2 yıla kadar da uzayabilir.

Killifish balıkları yumurttalarını çamur içine bırakırlar ve tekrar yağmurlar yağıp su fazlalaşmaya başlayınca killifish yavrular yumurtadan çıkarlar.

Pastör Pipeti Nedir?

Pastör pipeti adını bilimsel çalışmaları sırasında bunları fazlasıyla kullanan Louis Pastör'den almıştır.

Bir sıvıdan başka bir sıvıya nesneleri transfer etmek için kullanılan cam veya plastik  çubuktur.

Bilimle uğraşan insanlar ve bir bilim firması olarak Louis Pastör'e de değinmeden konuyu sonlandıramayacağız.

Louis Pastör Kimdir? 

Fransız kimyacı ve biyoloji bilginidir.Mikrobiyolojinin kurucusudur.

Dünyada ilk Mikrobiyoloji Entistüsünü kurmuştur.

Mikrobiyoloji günümüzde çok önemli bir bölümdür ve önemli hastalıkların derin tetkiki ve teşhisi mikrobiyoloji labaratuvarlarında yapılabilmektedir.

Pasteur'ün ilk araştırmaları streokimyanın başlangıcı sayılabilecek olan kristalografi üstünedir. Daha sonra laktik,alkolik ve bütirik mayalanmaları inceledi ve her birinin ayrı bir mayadan ileri geldiğini ortaya koydu.

Havasız yaşar bakterilerin varlığını kanıtladı ve mikropların yoktan var olamayacağını,her canlı varlığın muhakkak bir canlı varlıktan türeyebileceğini öne sürdü.

Darwin'in "Türlerin Kökeni" adlı kitabını yazdığı dönemde ise, bakterilerin cansız maddelerden oluşabildikleri inancı, bilim dünyasında yaygın bir kabul görüyordu. Oysa Darwin'in kitabının yayınlanmasından beş yıl sonra, Louis Pasteur, evrime temel oluşturan bu inancı kesin olarak çürütmüştür... 

1865'te ipekböceği ve onun hastalığı (pebrin) üstüne yaptığı incelemeler sonucunda hastalığın mikrobunu buldu ve ipekböcekçiliğini büyük bir zarardan kurtardı.

1870 ile 1886 arasında, bulaşıcı hastalıklara yol açan mikrobu (septik vibriyon, stafilokok, streptokok vb.) ortaya çıkardığı gibi süt,bira,şarap ve meyve suyu gibi sıvıların mayalanabilir ve uzun süre bozulmadan saklanabilir teorisini ortaya koyarak tüm bunlara pasterizasyon adı verildi.Günümüzde ''Pastorize Edilmiş'' kelimesi anlamını buradan alır.Mesela sütü 140 (fahrenheit) derecede otuz dakika süreyle ısıtmak ve sonra hızlı bir biçimde soğuttuktan sonra sütü kapalı ve sterilize edilmiş şişelere koymak gerektiğini keşfetmiştir.. Bu pastorize yöntemi sütü mikroplardan arındırmak için günümüzde de kullanılmaktadır.Bu buluşlarından sadece bir tanesidir.

1879'da Chamberland ve Roux ile birlikte tavuk vebasını inceledi ve serumla önleyici tedavi yapabileceğini ilkesini belirledi. Bu sırada Kolera ve Şarbon Aşılarını da buldu.

1881'de Roux ile birlikte kuduz üzerindeki incelemelerine başladı ve sonunda 1885'te Kuduz Aşısını buldu.

Kuduz hastalığı o yıllarda Avrupa ve Asya'da çok yaygındı.

Osmanlı padişahı II. Abdülhamid Pasteur’u,çalışmalarını gerçekleştirmek üzere İstanbul’a davet etmiştir. Fakat Pasteur'un gelemeyeceğini bildirmesi üzerine ikinci bir teklif daha yapılır.Bu teklifte aşının üretilmesi ve uygulanması için Osmanlı hekimlerine eğitim verilmesi amacı ile kendisine gönderilmesi yer almaktadır.

Pasteur’un teklifi kabul etmesinden sonra eğitime gitmek üzere Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne yani Askerî Tıb Mektebinden Müderris Alexander Zoeros Paşa’nın başkanlığı altında, kaymakam (yarbay) Dr. Hüseyin Remzi ve kaymakam (yarbay) Veteriner Hüseyin Hüsnü beylerin gönderilmesine karar verilir.II.Abdülhamid bu eğitime gidecek ekibi huzuruna alır ve Zoeros paşa’ya hitaben: ” Pasteur insanlığın hayrına pek mühim bir iş yapmıştır. devletimizin nişanını uygun şekilde kendilerine takdim ediniz” diye emir verir.

Devlet 1852-1910 yılları arasında, mecidiye nişanın'ndan toplam kırk adet dağıtmıştır.Mecidiye nişanı kıymetli taşlarla süslüdür ve murassa nişan diye de bilinir. Bu nişan ancak,“Askeriye ve İlmiyeden Mümtaz Kişilere” verilmekte idi.

Pasteur çalışmalara temel teşkil etmesi için "kuduz mikrobu" enjekte edilmiş bir kemik iliğini türk araştırmacılara teslim eder. o dönemde sınırdan geçmek için 15 gün karantina zorunlu iken bu "mikroplu ilik" padişahın özel izniyle sınırdan beklemeksizin geçirilerek İstanbul'a ulaştırılır.

Pasteur kazandığı büyük şöhret,şan,şeref ve çok paraya rağmen şımarmamış ,çok sade bir hayat yaşamış ve alçak gönüllülüğünü hiç kaybetmemiştir.

Hatta bir keresinde Londra'da bir uluslarası tıp kongresine davet edilmişti. Kongre salonuna girdikten kısa bir süre sonra Pasteur kürsüye davet edildi ve yüzünde hayal kırıklığına uğramış gibi bir ifade belirdi. "İngiltere Veliaht (Kral adayı) Prens'i buraya geliyor olsa gerek" dedi. "Keşke dışarıda dursaydık. Gelişini de izleyebilirdik böylece..." Bu içten sözler herkesi çok duygulandırmıştı. Kongre Başkanı Pasteur'e "Hayır Bay Pasteur" dedi. "Gelen sizsiniz. Herkesin takdir ettiği ayakta alkışladığı insan sizsiniz..."

Hastalıktan acı çeken insanlar onun tek hedefi olmuştur.Izdırap çeken insanlar onun için tedavi edilecek hastadan daha da fazla birşeydi. Özellikle kuduza yakalanan çocuklar onu çok üzerdi.Hastalarıyla birlikte o da acı çekerdi ve hatta bu ızdıraba biraz da kendisinin sebep olduğunu düşünürdü. “Şu ana kadar kuduza bir çare bulmuş olsaydım, bu çocuklar yaşayacaktı!”demiştir.

Pasteur’ün en önemli özelliklerinden biri de kararlı olması,duraksamalarla vakit kaybetmemesiydi.Üniversiteye gelişinin daha ilk haftasında rektöre kızıyla evlenmek istediğini bildirdi. Başvuru mektubu ise çok ilginçti: “Saklamama gerek yok,bütünüyle yoksul bir kimseyim. tek varlığım sağlığım,yürekliliğim ve işimdir.Geleceğim,şimdiki temayülüm değişmezse,kimya araştırmalarına adanmış olacaktır.Çalışmalarımdan beklediğim sonucu alırsam, ileride Paris’e yerleşmeyi düşünüyorum.İstediğimi olumlu bulursanız resmi evlenme teklifi için babam hemen strasburg’a gelecektir.

İsteği olumlu karşılandı ve Pasteur hayatı boyunca bütün ilmi çalışmalarında kendisine destek veren, şevk ve dertlerini paylaşan Marie Laurent’le 1849’da hayatını birleştirdi.Nişanlısını çok seviyordu. fakat evlenme töreni yapılacağı sırada hala ortada görünmüyordu.İşine öyle dalmıştı ki,onu gidip labaratuvardan almaya mecbur oldular.Fakat herşeye rağmen çok mutlu bir evlilik yaşadılar. 

Fransa’da tarihin en büyük fransızlarını seçmek için halkın oyuna başvurulduğunda Pasteur birinci gelmiştir ve Napolyon ancak beşinci olabildi.

Bugün Fransa’da Pasteur sadece bir büyük bilimadamı değil,milli bir kahraman olduğu için pek çok bulvar ve alan onun adını taşımaktadır. Milli kahraman olarak kabul edilmesinin en önemli nedeni hayatını insanlığa hizmet verme tutkusu ve hırsına adamış olmasıdır.

1888 yılında açılan “Pasteur Enstitüsü” halen dünyanın önde gelen araştırma merkezlerinden biridir.

Louis pasteur öğrencilerine hepimize bir hayat tavsiyesi olacak ve her zaman da güncel kalacak şu tavsiyede bulunurdu.

“Çalışın ve dört elle sarıldığınız işi bırakmayın.İnsan çalışmaya alışınca onsuz yaşayamaz.Çok çalışmak gerek.Dünyada herşey çalışmaya bağlıdır.Hangi mesleği seçerseniz seçin, daima yüksek bir hedefiniz olsun.Büyük insanları ve büyük eserleri seviniz.Onları kendinize örnek edininiz.”

Büyük bilim adamı ölümünden önce yaşam felsefesini şöyle özetlemiştir:

''Hiç kuşkum yok ki, Bilim ve Barış cehalet ve savaşı yok edecektir. Ulusların yıkmak,yok etmek için değil yaşamı yüceltmek için birleşeceğine, geleceğimizi bu yolda, uğraş verenlere borçlu olacağımıza inanıyorum.''

Buluşlarıyla insanlığı bir çok önemli hastalıktan kurtaran Louis Pasteur 28 Eylül 1895'te son nefesini verirken, Allah ve ahiret inancı ile ilgili olarak şöyle söylemiştir:


"Bilim insanı Allah'a götürür."

 

 

 

 

 

 

SİHİRLİ BALIK

EVET,YANLIŞ OKUMADINIZ!

SİHİRLİ BALIKLARIN YUMURTADAN YAVRULUĞA,YAVUURLUKTAN ERİŞKİNLİĞE KADAR OLAN TÜM BİYOLOJİK GELİŞİMLERİNİ GÖZLEMLEYEBİLİRSİNİZ!

Sihirli balık killifish türü balıkların yetiştirme kitidir.

Killifish yumurtasının üzerine su ekledikten 1 ile 48 saat sonra yavrularınızın yumurtadan çıkışlarını gözlemleyebilir ve 2 senelik yaşam döngülerine baştan sonra şahit olabilirsiniz.

Peki Yumurtadan Canlı Balık Nasıl Çıkacak?

-Set içerisinde bir adet doğurtma kabı bulunmaktadır.Doğurtma kabına size gönderilen yumurtaları koyduktan sonra oda sıcaklığında suyu doğurtma kabına ekleyiniz. Bu aşamada lütfen içme suyu kullanınız.

-Haricen bir ışık kaynağı tedarik ediyoruz.(Masa lambası,El feneri,lamba gibi)

-Bu ışık kaynağını doğurtma kabına 30-40 cm.uzaklıktan yerleştiriyoruz.

-Bu sırada set içerisinde gönderilen büyüteç ile yumurtanın gelişimini ve yavruların nasıl yumurtadan çıktığının ilk aşamalarını daha net olarak gözlemleyebilirsiniz.

-1 ile 48 saat içinde canlı yavruların yumurtadan çıkması gerekmektedir.

Sihirli Balık Yumurtadan Çıktıktan Sonra Ne Yapmalıyım?

-Set içinde bir adet büyük fanus bulunmaktadır.

-Fanusa set içinde bulunan renkli taşları yıkayıp ekliyoruz.

-Daha sonra büyük fanusa oda sıcaklığında içme suyu ekliyoruz.

-Daha sonra yine set içinde bulunan pastör pipeti yardımı ile doğurtma kabı içinde bulunan yumurtadan çıkan yavruları nazik bir şekilde büyük fanusa aktarıyoruz.

-Işık kaynağını yine 30-40 cm. uzaklıktan fanusa doğru yerleştirin.

-Yine sihirli balık seti içinde bulunan kürdanın ucunu ıslatın ve yine set içinde bulunan sihirli balık yeminin içerisine batırarak fanusun içine koyun.Aşırı yemleme yapmaktan kaçının.

Dikkat Edilmesi Gerekenler:

-Işık kaynağı tasarruflu lamba olmayacağı gibi çok kuvvetli bir lamba da olmamalıdır..Bir masa lambası en idealidir.

- Set içinde bulunan renkli taşları fanusa yıkayıp koyar isek fanustaki görüntü daha net olacaktır.

-Haftada bir %50 su değişimi yapmanız önerilir.

-Suyunuz bulanıklaşıyor ise aşırı yemleme yapıyorsunuz demektir.Aşırı yemlemeden kesinlikle kaçının.

-Fanusta kalan ve yenmeyen yemler pastör pipeti yardımı ile temizlenmelidir.

-Balıklar 4-6 hafta arasında erginliğe ulaşır ve normal balık yemini yiyebilir duruma gelebilir.

-Yetişkinliğe ulaşanan balıklarınıza protein ağırlıklı bir diyet uygulanması tavsiye edilir.

-Balıklar yetişkinliğe ulaştığında normal bir akvaryuma alınabilir.

Set İçeriğinde Neler Var?

- 1 Adet Şık Yetiştirme Kabı.

-1 Adet Yumurta Çıkartma Kabı.

-1 Adet Büyüteç.

-1 Adet Pastör Pipeti.

-1 Paket Renkli Taş Karışımı.

-1 Paket Canlı Yem.

-1 Paket Toz Yem.

-2 Adet Kürdan.

-15 Adet Dişi - Erkek Sihirli Balık Su Canlısı Yumurtası.

- Kullanım Kılavuzu.

Buraya kadar basitçe anlatmaya çalıştık fakat anlatırken bu balık türünün adından tutun da doğurtma ve yetiştirme aşamasında bazı yabancı terimler kullandık.Şimdi bu terimleri açıklayalım.

Killifish Balık Nedir?

Killifish su birikintisi balığı anlamına gelmektedir.18. yüzyılda Hollandalı bilimciler tarafından keşfedilmiştir.Killi kelimesi Hollanda dilinde su birikintisi anlamına gelmektedir.Yanına ingilizce fish kelimesi de klenerek adına Killifish denilmiştir.Aslında Türkçe karşılığı net olmayan bu kelimeye Türkçe bir isim bulmak gerekirse Dişlisazancık denilebilir.Fakat bildiğimiz sazan balığı ile hiç bir alakaları yoktur.

Killifish Nasıl Bir Balık Türüdür?

Genellikle küçük yapılı balıklardır.Bu balıklara yıllık balıklara denilmektedir.Bunun nedeni doğal ortamlarında yaşam süreleri genellikle 1 yıl civarında olmasıdır.Fakat ev ortamında iyi şartlarda bakıldığı zaman yaşam ömürleri 2 yıla kadar da uzayabilir.

Killifish balıkları yumurttalarını çamur içine bırakırlar ve tekrar yağmurlar yağıp su fazlalaşmaya başlayınca killifish yavrular yumurtadan çıkarlar.

Pastör Pipeti Nedir?

Pastör pipeti adını bilimsel çalışmaları sırasında bunları fazlasıyla kullanan Louis Pastör'den almıştır.

Bir sıvıdan başka bir sıvıya nesneleri transfer etmek için kullanılan cam veya plastik  çubuktur.

Bilimle uğraşan insanlar ve bir bilim firması olarak Louis Pastör'e de değinmeden konuyu sonlandıramayacağız.

Louis Pastör Kimdir? 

Fransız kimyacı ve biyoloji bilginidir.Mikrobiyolojinin kurucusudur.

Dünyada ilk Mikrobiyoloji Entistüsünü kurmuştur.

Mikrobiyoloji günümüzde çok önemli bir bölümdür ve önemli hastalıkların derin tetkiki ve teşhisi mikrobiyoloji labaratuvarlarında yapılabilmektedir.

Pasteur'ün ilk araştırmaları streokimyanın başlangıcı sayılabilecek olan kristalografi üstünedir. Daha sonra laktik,alkolik ve bütirik mayalanmaları inceledi ve her birinin ayrı bir mayadan ileri geldiğini ortaya koydu.

Havasız yaşar bakterilerin varlığını kanıtladı ve mikropların yoktan var olamayacağını,her canlı varlığın muhakkak bir canlı varlıktan türeyebileceğini öne sürdü.

Darwin'in "Türlerin Kökeni" adlı kitabını yazdığı dönemde ise, bakterilerin cansız maddelerden oluşabildikleri inancı, bilim dünyasında yaygın bir kabul görüyordu. Oysa Darwin'in kitabının yayınlanmasından beş yıl sonra, Louis Pasteur, evrime temel oluşturan bu inancı kesin olarak çürütmüştür... 

1865'te ipekböceği ve onun hastalığı (pebrin) üstüne yaptığı incelemeler sonucunda hastalığın mikrobunu buldu ve ipekböcekçiliğini büyük bir zarardan kurtardı.

1870 ile 1886 arasında, bulaşıcı hastalıklara yol açan mikrobu (septik vibriyon, stafilokok, streptokok vb.) ortaya çıkardığı gibi süt,bira,şarap ve meyve suyu gibi sıvıların mayalanabilir ve uzun süre bozulmadan saklanabilir teorisini ortaya koyarak tüm bunlara pasterizasyon adı verildi.Günümüzde ''Pastorize Edilmiş'' kelimesi anlamını buradan alır.Mesela sütü 140 (fahrenheit) derecede otuz dakika süreyle ısıtmak ve sonra hızlı bir biçimde soğuttuktan sonra sütü kapalı ve sterilize edilmiş şişelere koymak gerektiğini keşfetmiştir.. Bu pastorize yöntemi sütü mikroplardan arındırmak için günümüzde de kullanılmaktadır.Bu buluşlarından sadece bir tanesidir.

1879'da Chamberland ve Roux ile birlikte tavuk vebasını inceledi ve serumla önleyici tedavi yapabileceğini ilkesini belirledi. Bu sırada Kolera ve Şarbon Aşılarını da buldu.

1881'de Roux ile birlikte kuduz üzerindeki incelemelerine başladı ve sonunda 1885'te Kuduz Aşısını buldu.

Kuduz hastalığı o yıllarda Avrupa ve Asya'da çok yaygındı.

Osmanlı padişahı II. Abdülhamid Pasteur’u,çalışmalarını gerçekleştirmek üzere İstanbul’a davet etmiştir. Fakat Pasteur'un gelemeyeceğini bildirmesi üzerine ikinci bir teklif daha yapılır.Bu teklifte aşının üretilmesi ve uygulanması için Osmanlı hekimlerine eğitim verilmesi amacı ile kendisine gönderilmesi yer almaktadır.

Pasteur’un teklifi kabul etmesinden sonra eğitime gitmek üzere Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne yani Askerî Tıb Mektebinden Müderris Alexander Zoeros Paşa’nın başkanlığı altında, kaymakam (yarbay) Dr. Hüseyin Remzi ve kaymakam (yarbay) Veteriner Hüseyin Hüsnü beylerin gönderilmesine karar verilir.II.Abdülhamid bu eğitime gidecek ekibi huzuruna alır ve Zoeros paşa’ya hitaben: ” Pasteur insanlığın hayrına pek mühim bir iş yapmıştır. devletimizin nişanını uygun şekilde kendilerine takdim ediniz” diye emir verir.

Devlet 1852-1910 yılları arasında, mecidiye nişanın'ndan toplam kırk adet dağıtmıştır.Mecidiye nişanı kıymetli taşlarla süslüdür ve murassa nişan diye de bilinir. Bu nişan ancak,“Askeriye ve İlmiyeden Mümtaz Kişilere” verilmekte idi.

Pasteur çalışmalara temel teşkil etmesi için "kuduz mikrobu" enjekte edilmiş bir kemik iliğini türk araştırmacılara teslim eder. o dönemde sınırdan geçmek için 15 gün karantina zorunlu iken bu "mikroplu ilik" padişahın özel izniyle sınırdan beklemeksizin geçirilerek İstanbul'a ulaştırılır.

Pasteur kazandığı büyük şöhret,şan,şeref ve çok paraya rağmen şımarmamış ,çok sade bir hayat yaşamış ve alçak gönüllülüğünü hiç kaybetmemiştir.

Hatta bir keresinde Londra'da bir uluslarası tıp kongresine davet edilmişti. Kongre salonuna girdikten kısa bir süre sonra Pasteur kürsüye davet edildi ve yüzünde hayal kırıklığına uğramış gibi bir ifade belirdi. "İngiltere Veliaht (Kral adayı) Prens'i buraya geliyor olsa gerek" dedi. "Keşke dışarıda dursaydık. Gelişini de izleyebilirdik böylece..." Bu içten sözler herkesi çok duygulandırmıştı. Kongre Başkanı Pasteur'e "Hayır Bay Pasteur" dedi. "Gelen sizsiniz. Herkesin takdir ettiği ayakta alkışladığı insan sizsiniz..."

Hastalıktan acı çeken insanlar onun tek hedefi olmuştur.Izdırap çeken insanlar onun için tedavi edilecek hastadan daha da fazla birşeydi. Özellikle kuduza yakalanan çocuklar onu çok üzerdi.Hastalarıyla birlikte o da acı çekerdi ve hatta bu ızdıraba biraz da kendisinin sebep olduğunu düşünürdü. “Şu ana kadar kuduza bir çare bulmuş olsaydım, bu çocuklar yaşayacaktı!”demiştir.

Pasteur’ün en önemli özelliklerinden biri de kararlı olması,duraksamalarla vakit kaybetmemesiydi.Üniversiteye gelişinin daha ilk haftasında rektöre kızıyla evlenmek istediğini bildirdi. Başvuru mektubu ise çok ilginçti: “Saklamama gerek yok,bütünüyle yoksul bir kimseyim. tek varlığım sağlığım,yürekliliğim ve işimdir.Geleceğim,şimdiki temayülüm değişmezse,kimya araştırmalarına adanmış olacaktır.Çalışmalarımdan beklediğim sonucu alırsam, ileride Paris’e yerleşmeyi düşünüyorum.İstediğimi olumlu bulursanız resmi evlenme teklifi için babam hemen strasburg’a gelecektir.

İsteği olumlu karşılandı ve Pasteur hayatı boyunca bütün ilmi çalışmalarında kendisine destek veren, şevk ve dertlerini paylaşan Marie Laurent’le 1849’da hayatını birleştirdi.Nişanlısını çok seviyordu. fakat evlenme töreni yapılacağı sırada hala ortada görünmüyordu.İşine öyle dalmıştı ki,onu gidip labaratuvardan almaya mecbur oldular.Fakat herşeye rağmen çok mutlu bir evlilik yaşadılar. 

Fransa’da tarihin en büyük fransızlarını seçmek için halkın oyuna başvurulduğunda Pasteur birinci gelmiştir ve Napolyon ancak beşinci olabildi.

Bugün Fransa’da Pasteur sadece bir büyük bilimadamı değil,milli bir kahraman olduğu için pek çok bulvar ve alan onun adını taşımaktadır. Milli kahraman olarak kabul edilmesinin en önemli nedeni hayatını insanlığa hizmet verme tutkusu ve hırsına adamış olmasıdır.

1888 yılında açılan “Pasteur Enstitüsü” halen dünyanın önde gelen araştırma merkezlerinden biridir.

Louis pasteur öğrencilerine hepimize bir hayat tavsiyesi olacak ve her zaman da güncel kalacak şu tavsiyede bulunurdu.

“Çalışın ve dört elle sarıldığınız işi bırakmayın.İnsan çalışmaya alışınca onsuz yaşayamaz.Çok çalışmak gerek.Dünyada herşey çalışmaya bağlıdır.Hangi mesleği seçerseniz seçin, daima yüksek bir hedefiniz olsun.Büyük insanları ve büyük eserleri seviniz.Onları kendinize örnek edininiz.”

Büyük bilim adamı ölümünden önce yaşam felsefesini şöyle özetlemiştir:

''Hiç kuşkum yok ki, Bilim ve Barış cehalet ve savaşı yok edecektir. Ulusların yıkmak,yok etmek için değil yaşamı yüceltmek için birleşeceğine, geleceğimizi bu yolda, uğraş verenlere borçlu olacağımıza inanıyorum.''

Buluşlarıyla insanlığı bir çok önemli hastalıktan kurtaran Louis Pasteur 28 Eylül 1895'te son nefesini verirken, Allah ve ahiret inancı ile ilgili olarak şöyle söylemiştir:


"Bilim insanı Allah'a götürür."